E-BELEDİYE

Akhisar Belediyesi

Zeytin’den Sevgi’ye

AKHİSAR BELEDİYESİ

Thyateira (Tepe Mezarı) Kazı Çalışmaları ve Sütunların kaldırılması projesi

Thyateira (Tepe Mezarı) Kazı Çalışmaları ve Sütunların kaldırılması projesi

Thyateira (Akhisar), tarihten gelen güçlü medeniyetlerini,  ticari metropol kimliğini, Hıristiyanlığı benimseyen yedi cemaatten (topluluk) biri olma özelliğini koruyan bir şehir…

insanoğlu Akhisar’ da kent kültürünü oluşturmaya başladığında, Avrupa’ da günümüzün kültürünü temsil eden medeni ülkelerin başkentlerinin kurulmasına çok uzun yüz yıllar vardı.

Akhisar sınırları içersinde yer alan bölgede dünyanın en yüksek medeniyeti olan Lidyalılara rastlıyoruz.

Bu sürece bakıldığında Thyateira (Akhisar) paranın icadıyla, mal becayişine dayalı ticareti para ölçü birimine dayandıran ilk ticari metropollerdendir.

İncil Batı Anadolu’ da olduğu anlatılan yedi kiliseden birinin Thyateria (Akhisar) şehrinde bulunduğundan bahseder.

Ayrıca farklı dinlerin buluşma noktası olan Ulu Camii de, yaşadığı topraklar kadar köklü bir geçmişe sahip. İlk zamanlarda da Pagan Tapınağı olarak kullanılan yapının bazilikal planına bakıldığında da  Bizans Devri’nin önemli kiliselerinden biri olduğunu ve daha sonra camiiye dönüştüğünü yapısal olarak bizlere anlatır.

Bu özelliklerinden dolayı Akhisar ( Thyateria) İNANÇ TURİZMİ’nin gerçekleştiği önemli şehirlerdendir.

Thyateira Antik Kenti Kazısı,
Anadolu Tarihini Aydınlatan 11 Kazı İçinde Yer Aldı (NTV Tarih Dergisi Ocak sayısı)

2011'DE BAŞLAYAN KAZI ÇALIŞMALARI HAKKINDA

Manisa Valiliği, Adnan Menderes Üniversitesi ve Akhisar Belediyesi arasında imzalanan protokol gereği şehir merkezinde bulunan Thyateira (Tepe Mezarı) antik alanında kazı çalışmaları devam ediyor. Adnan Menderes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Engiz Akdeniz projenin başkanlığını yürüyor.

Toplam yaklaşık 4 Bin 700 metrekare alanda yapılacak çalışma10 yıllık yapılan protokol gereği Tepe Mezarı alanı ve Hastane höyüğünde kazı çalışmaları yapılacak.

50 yıldır hiçbir çalışma yapılmayan Tepe Mezarı alanındaki hareketlilik çevre halkının da ilgisi uyandırdı. Çevredeki vatandaşlar yapılan çalışmaları destekledikleri ve merakla sonuçlanmasını beklediklerini belirttiler.

Kazı çalışmaları ile ilgili bir açıklama yapan Adnan Menderes Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Engiz Akdeniz “Adnan Menderes Üniversitesi, Manisa Valiliği ve Akhisar Belediye Başkanlığı arasında imzalanan protokol kapsamında Akhisar İlçe merkezinde bulunan antik çağdaki ismi Thyateira alanında Turizm Bakanlığından alınan izin ile arkeolojik çalışmalara başlandı. Bu çalışmalar kapsamında Tepe Mezarlığı olarak da tabir edilen bu ören yerinde en son 1960’lı sonları ve 1970’li yılların başındaki arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan yapıların temizlenmesi tozun ve toprağın kaldırılması ile çalışmalar başlatıldı. Önümüzdeki yıldan itibaren Tepe Mezarlığının yanı sıra Akhisar ilçe merkezindeki hastane höyüğü ve çevresinde de kazılar devam edecektir. Hastane höyüğü Akhisar İlçe merkezi yerleşim merkezini yaklaşık 5 Bin yıl geriye götürmektedir. İlerleyen dönemlerde daha kalabalık bir ekip ile geleceğiz ve uzman arkadaşlarımız ile çalışmalara devam edeceğiz. Bunlara ilaveten İncil’de bahsedilen ilk 7 kiliseden birisi olan binanın gerçek yerini araştırma kapsamı ele alınmasını planlıyoruz. Bilindiği gibi İncil’de Batı Anadolu’da Hıristiyanlığı kabul eden, Roma dönemi başlarında 7 tane şehir var. Bunların içerisindeki cemaatten birisi de Thyateira’ da bulunmaktadır” dedi.

 

THYATEIRA KAZILARI

Antik kente ait kalıntılar Tepe Mezarlığı ile Hastane Höyüğü denilen iki alanda yoğunlaşmaktadır. Bunlardan Tepe Mezarlığı Ragıpbey mahallesinde, Hastane Höyüğü ise Kethüda mahallesindedir. Bu alanlardaki arkeolojik kazılar Thyateira kazı ekibinin sorumluluk sahasındadır. Bunun dışında alanlarda, ilçenin değişik kısımlarında Manisa Müzesi (ve Akhisar Müzesi) uzmanları tarafından arkeolojik kazılar yapılmaktadır.

Bu iki alan arasındaki saha tümden antik kentin merkezidir. Tepe Mezarlığı, ören yeri olarak, doğu batı 70×70, kuzey güney ise 65×76 m.’lik bir alanı kaplamaktadır (batıda 70 m., doğuda 70 m. güneyde ise 76, kuzeyde 65 m.’lik bir alanı kaplamaktadır).

Tepe Mezarlığı, ilk olarak 1962 yılında Prof.Dr.Yusuf Boysal başkanlığında kazı çalışmaları yapılmıştır. Sınırlı bir alanda sürdürülen bu çalışmalar sonucunda bazı buluntular ve mimari parçalar açığa çıkarılmış, ancak bu kazının sonuçları yayınlanmamıştır.

1968-1971 yılları arasında arkeolog Rüstem Duyuran tarafından “Tepe Mezarlığı”nda kazı çalışmaları sürdürülmüştür. Bu kazılar sırasında Roma ve Bizans dönemlerine tarihlenen bazı kalıntılar açığa çıkartılmış ve planları çizilmiştir.

Rüstem Duyuran’ın kazıları sonucunda kuzey-güney yönünde uzanan M.S. 2 ila 6. yüzyıllar arasına tarihlediği ve “bazilika” olarak adlandırdığı bir yapı saptanmıştır. Duvarları 4 ila 5 m. yüksekliğindeki dikdörtgen planlı yapının kuzey kesiminin iç kısmı apsis şeklindedir.

Yapının genişliği yaklaşık 10 metre, korunan uzunluğu 43 m. olmakla beraber tahribat nedeniyle yapının gerçek boyutunu saptanamamıştır. Yapının, güney yönünde modern yolun ve binaların altına doğru uzandığı anlaşılmıştır.

Yapının batısında kare veya dikdörtgen şeklinde oda ve mekanlara rastlanmıştır. Kazılan alanlarda Roma ve Bizans dönemine ait mozaik, fresk ve seramik parçalarının yanı sıra Roma dönemine ait sikkeler ele geçmiştir.

Duyuran, yapının çatısının ahşap olduğunu belirtmekte, yıkıldıktan sonra çıkan yangının ahşap kısımları tamamen yaktığı toprak döşeme üzerinde başta başa rastlanan ve içinde bol ölçüde kiremit parçalarının bulunduğu yangın izlerinin bu durumun kanıtı olduğunu vurgulamaktadır.

Tepe mezarlığında, Duyuran tarafından üç yıl sürdürülen kazılarda bazilika olarak adlandırılan yapı dışında M.S. 2 ila 4. yüzyıllar arasında tarihlenen, kuzey-güney doğrultulu sütunlu bir Roma caddesi açığa çıkarılmıştır. Tepe Mezarlığından kuzeyindeki kaymakamlık lojmanı ile sonrasındaki eski Tekel binasına doğru uzandığı açılan sondajda tespit edilen bu caddenin Tepe Mezarlığında saptanan kesimleri de birleştirildiğinde yaklaşık 100 m. uzunluğunda olduğu belirtilmektedir.

Duyuran tarafından çağdaşı örneklere dayanarak yaklaşık 10 m. genişliği olduğu iddia edilen caddenin doğu kesime günümüzdeki modern yolun altında kaldığı için tam olarak gerçek genişliğini saptamak mümkün değildir. Bu caddede kolonadın iki sıradan meydana gelen stylobat blokları kum ve kireç harçlı moloz taşından yapılmış bir temel üzerine  yerleştirilmişlerdir.

Tepe Mezarlığı’ndaki sütunlu yol ve portikoda in-situ vaziyette bulunan sütun altlıkları ve başlıkları M.S. II.yy’a tarihlenmekle beraber, yangın tabakası içinde bulunan sikkelerin çoğu M.S. IV.yy’a, bazıları ise Arkadius (M.S. 395-408) devrine tarihlendirilmiştir.

Akhisar’ın yaklaşık 6 km. kuzeybatısındaki Medar köyünde bulunan bir yazıtta, “Hekatontastylon”, yani 100 sütunlu bir yapıdan söz edilmektedir. 1886 yılında Fontrier tarafından bulunan ve aynı yıl yayınlanan bu yazıt, “… Hekatontastylon’daki Eros’ların ve Yaşlılar Meclisi’nin (yaptırdığı ?) İmparator Evi’nin (basilika ya da başka bir yapıa) ve Lykos (Çürüksu) nehri üzerindeki su kemerinin müteahhitliğini yürüten” Menandros oğlu Marcus adındaki bir kişinin heykel kaidesi üzerinde yer almaktaydı. Hekatontastylon ile Tepe Mezarlığı arasındaki ilişkiyi saptamak için çok fazla kanıta ihtiyaç vardır. Buna karşın bu yazıt, Thyateira’daki kimi yapıların, kentin bayındırlık tarihinin ve bazı önemli kişilerin saptanması açısından oldukça önemlidir.

İlk dönem kazıların ardından Tepe Mezarlığı mevkii SİT alanı olarak korunmaya başlanmış ve bir ören yeri halinde düzenlenmiştir. Giderek artan sayıda turist özellikle inanç turizmi kapsamında burayı ziyaret etmektedir.

Ancak, Akhisar’da yakın zamana kadar bir müze binası bulunmaması sebebiyle gerek Thyateira kazılarında çıkan eserler, gerekse Akhisar ve çevresindeki herhangi bir noktadan çıkartılan eserler Tepe Mezarlığında koruma altına alınmıştır. Bu durum karışıklıklara da sebep olmaktadır. Burada sergilenen her eserin Thyateira’da bulunduğu gibi yanlış bir düşünce doğmaktadır. Ayrıca, ören yeri olarak ziyaret edilmesine karşın ciddi şekilde tahrip edilen kalıntılar mevcuttur.

Thyateira antik kentindeki yeni kazılar, Adnan Menderes Üniversitesi Rektörlüğü, Manisa Valiliği ve Akhisar Belediye Başkanlığı arasında imzalanan 24 Aralık 2010 tarihli protokol ve devamında Bakanlar Kurulu’nun 01 Ağustos 2011 tarihli kararlarıyla verilen izin sayesinde gerçekleştirilmektedir.

2011 yılı çalışmaları Tepe Mezarlığı olarak adlandırılan alanda temizlik çalışmalarıyla başlatılmış, ayrıca bazilikanın güney doğusunda yer alan, ana yapıyla bağlantılı diğer yapı kalıntılarını örten moloz yığınlarının (1962, 1968-1971 yıllarına ait) kaldırılması amacıyla 20 x 20 m. ebatlarındaki bir açmada sürdürülmüştür.

Bu alanda sadece dolgu toprağının kaldırılması hedeflenmiş, bu sebeple daha alttaki tabakalara müdahale edilmemiştir. Temizlik ve dolgu toprağın kaldırılması sırasında belirginleşen mekanlar (1 nolu mekan, 2 nolu mekan… şeklinde) numaralandırılarak tasnifte kolaylık sağlanmaya çalışılmış, böylece bilimsel bir değerlendirme yapabilmek mümkün olmuştur.

Temizlik çalışması gerçekleştirilen 20×20 m. alanın güneydoğu kısmında 1 ve 2 nolu mekan olarak adlandırılan mekanlarda kullanılan tuğlaların ana yapıdakilerle aynı boyutlarda olduğu saptanmıştır (3 ve 4 nolu mekanlar henüz açığa çıkarılamadığı için bilgi sahip değiliz). Tuğlaların uzunlukları 35 cm ile 37 cm arasında, kalınlıkları ise 4 cm ile 6 cm arasında değişmektedir. Kazılar sırasında Roma dönemine tarihlenen 3 adet sikke ile yoğun miktarda seramik, cam ve fresk parçaları bulunmuştur.

Moloz dolguda ele geçen tabakasız seramik parçaları, Hellenistik döneme ait amphora ve unguentarium parçaları ile Roma ve Bizans mallarına ait örnekleri yoğun miktardadır. Bunlar arasında en büyük grubu Geç Roma ve Bizans dönemi seramikleri oluşturmaktadır.

Geç Roma Pişirme Kapları kapsamında yer alan kapların tümü amorf ağız ve kulp parçalarından oluşmaktadır. Dışa çekik, geniş tablalı ağız kenarlı ve yivli küçük boyutlu çömleklere ait parçalar arasında literatürde Ege Tipi olarak bilinen örnekler de bulunmaktadır. Saklama ve servis kaplarına ait kapaklar yapılan çalışmalarda ele geçen diğer seramik buluntulardır. Form tipolojileri göz önüne alındığında MS 3. yüzyıl ve 5. yüzyıl arasına tarihlenen örnekler olduğu görülmektedir.

Çalışmalar sırasında ele geçen amphoraların hepsi amorf gövde, kulp ve diplerden oluşmaktadır. Mevcut gövde parçaları üzerleri yivli ve olasılıkla MS 5.-7. yüzyıllarda yaygın olarak kullanılan Globular Tip amphoralara ait olmalıdır. Gövde parçalarından ikisi üzerinde grafitti bulunmaktadır. Amphora boyun kısımlarına yapılmış bu grafitilerden haç motifi kazınmış olan örnek, ticareti yapılmış olan şarabın kutsal bir mekan için getirilmiş olabileceğini göstermesi açısından önemlidir. Bunların dışında Roma İmparatorluk Dönemi’ne ait amphoralara ait kulp ve gövde parçaları da saptanan diğer amphora örnekleridir. Kazılarda ayrıca cam eserlere ait parçalarla fresk parçaları ele geçmiştir.

Manisa Müzesi’ne bağlı bir ören yeri olarak ziyarete açık olan Tepe Mezarlığı’nın çok önceki tarihlerde düzenlenmiş fakat uzun zamandır çalışmayan aydınlatma şebekesi tümüyle onartılmış ve ören yerinin aydınlatılması sağlanmıştır. Bu sayede özellikle tahribatın önlenmesi ve güvenliğin sağlanması amaçlanmıştır.

Thyateira kazıları dışında, yakın zamanda hizmete girecek olan Akhisar Müzesi’nin teşhir çalışmalarına ekip olarak katkı sağlanmıştır.

Tepe Mezarlığında çevre düzenlemesi yapılmış, restorasyona yönelik çalışmalar başlatılmıştır.

İncil'de Thyateira

İNCİL’DE İKİ BÖLÜMDE THYATEİRA’DAN SÖZ EDİLMEKTEDİR.

ELÇİLERİN İŞLERİ 15,16

Lidya’nın İman Etmesi

 Burada, Aziz Paulus’un Makedonya’daki Filipi kentine varması anlatıldıktan sonra orada yaşayan, Thyateiralı, mor kumaş ticaretiyle uğraşan Lidya adında bir kadından söz edilmektedir. Bu bilgiler, ilk Hristiyanlık döneminde Lidya isminin kullanılması ve Batı Anadolu’daki birkaç kentin yanı sıra Thyateira ile özdeşleşen tekstil sanayi açısından da önem taşımaktadır.

 

(11) Troas’dan denize açılıp doğru Semadirek Adası’na, ertesi günde Neapolis’e gittik. (12) Oradan Filipiye geçtik. Burası bir Roma yerleşim merkezi ve Makedonya’nın o bölgesinde önemli bir kentti. Birkaç gün bu kentte kaldık.

(13) Şubat Günü kent kapısından çıkıp ırmak kıyısına gittik. Orada bir dua yerinin olacağını düşünüyorduk. Oturduk, orada toplanmış kadınlarla konuşmaya başladık. (14) Bizi dinleyenler arasında Tiyatira Kentinden Lidya adında bir kadın vardı. Mor kumaş ticareti yapan Lidya, Tanrıya tapan biriydi. Pavlus’un söylediklerine kulak vermesi için Rab onun yüreğini açtı. (15) Lidya ev halkıyla birlikte vaftiz* olduktan sonra bizi evine çağırdı. “Beni Rab’bin bir inanlısı kabul ediyorsanız, gelin evimde kalın” dedi ve bizi ikna etti.

(Sayfa 254-255)

 

VAHİY 2,3

Tiyatira’daki Kiliseye

Burada Thyateira’da yaşayan Jezebel adındaki bir kadından söz edilmektedir. Kendini peygamber ilan eden bu kadının, halkı fuhuşa teşvik ettiği, tanrılara adanan hayvanların etlerine yemeğe yönelttiği belirtilmektedir.

 

(18) “Tiyatira’daki kilisenin* meleğine yaz. Gözleri alev alev yanan ateşe, ayakları parlak tunca benzeyen Tanrının oğlu şöyle diyor: (19) ‘Yaptıklarını, sevgini, imanını, hizmetini, sabrını biliyorum. Son yaptıklarının ilk yaptıklarını aştığını da biliyorum. (20) Ne var ki, bir konuda sana karşıyım: Kendini peygamber diye tanıtan İzabel adındaki kadını hoşgörüyle karşılıyorsun. Bu kadın öğretisiyle kullarımı saptırıp fuhuş yapmaya, putlara sunulan kurbanların etini yemeğe yöneltiyor. (21) Tövbe etmesi için ona bir süre tanıdım, ama fuhuş yapmaktan tövbe etmek istemiyor. (22) Bak, onu yatağa düşüreceğim; onun yaptıklarından tövbe etmezlerse, onunla zina edenleri de büyük sıkıntıların içine atacağım. (23) Onun çocuklarını salgın hastalıkla öldüreceğim. O zaman bütün kiliseler, gönülleri ve yürekleri denetleyenin ben olduğumu bilecekler. Her birinize yaptıklarınızın karşılığını vereceğim.

(24-25) Ama size, yani Tiyatira’da bulunan öbürlerine, bu öğretiyi benimsememiş, Şeytan’ın sözde derin sırlarını öğrenememiş olanların hepsine şunu söylüyorum: Ben gelinceye dek sizde olana sımsıkı sarılın. Üzerinize bundan başka yük koymuyorum. (26-28) Ben babamdan nasıl yetki aldımsa, galip gelene, yaptığım işleri sonuna dek sürdürene ulusların üzerinde yetki vereceğim.

Demir çomakla güdecek onları

Çömlek gibi kırıp parçalayacaktır.

Galip gelene sabah yıldızını da vereceğim. (29) Kulağı olan, Ruh’un kiliselere ne dediğini işitsin.’ ”

Sayfa (481-482)


FOTOĞRAF GALERİSİ